27 Nisan 2010 Salı

Her Şey Çok Güzel

    I

    “Her şey çok güzel ve öyle olacak.” dedim. İçime sinmedi bu söylediğim; bir anlatım bozukluğu fark ettim anlamı gölgeleyen. “… öyle olacak.” demekle aslında o an olanın “güzel” olduğuna ilişkin anlamın zedelendiğini, aslında o anda olan hiçbir şeyin “güzel” olmadığı izlenimi yarattığını fark ettim.

    “Her şey çok güzel ve öyle kalacak.” dedim bu sefer. Düşününce, hayatımı paylaştığım tanıdığım ya da tanımadığım birçok insan, onların istekleri, eylemleri, insan davranışları arasındaki neden-sonuç ilişkileri; olaylar ve durumlar arkasındaki insanların rollerini şöyle bir uslayınca, insanın hâkim olamayacağı durumlara bu kadar kesin yargılar geliştirmemek gerektiğini şunca senelik hayatımda edebildiğim kadarıyla tecrübeyle sabitlediğimden, aradığım cümlenin bu da olmadığına karar verdim.

    “Her şey çok güzel ve öyle olmaya devam edecek.” şeklinde bir değişiklik yapsam, yine anlam bozulmayacaktı. Kontrol edilemeyecek bir yargıyı bu kez bir istek, bir dilekle pekiştirip yüceltmenin de bir anlamı yoktu. Çünkü büyük isteklerin her zaman gerçekleşmediği, gerçekleşmediği zamanlar ise insanın nice hüsrana uğradığı da tecrübeyle sabitti hayatımda. Başka bir söz söylemek lazımdı!


    II

    Düşündüm! Bir kelime aradım! Kelimeleri, bir cümleye sığdırmaya çalıştım! Yapamadım! Kelimelere çok anlam verdiğim için kendime kızdım! Kelimeleri yönetmektense, onlardan gelen duygu bağlamlarının hayatımı alt üst etmesine izin verdiğim için kendime kızdım! Sonra kendime kızmama konusunda kendime verdiğim sözü hatırladım! Kelimeleri parçaladım! Heceleri sesli sesli tekrarladım ve her yansımaya anlam aradım! Dayanamadım! Caydım!


    III

    Uyumuşum, uyanınca anladım. Güneş tatlı tatlı batmaktaydı. Dışarıda, okuldan çıkar çıkmaz çanta ve önlüğü kapıdan eve atıp oyuna koşan çocukların şen cıvıltıları ve öten kuşların kanat çırpışlarıyla çoğalan sesleri vardı. Bir müddet öylece kaldım yatağımda. Güzel de bir esinti vardı dışarıda, açık olan penceremden yatağıma kadar esiyor ve beraberinde burcu kokularını da odama taşıyordu. Birden, gülümsediğimi fark ettim! Gülümsediğimi fark ettim! Gülümsüyordum! Aniden yarım bıraktığım cümleyi tamamladım kafamda. Bir kelime aramaya gerek yok aslında daha fazla. “Her şey çok güzel!” Sadece bunu söylemeliymişim yalnızca! Güzel olanın devamını dilemeye, onu yakın ya da uzak bir gelecekle bağlamaya gerek yokmuş aslında. Sadece “Her şey çok güzel!”, bu kadar.

Gülümsüyordum!



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...