Türk Sanat Müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Sanat Müziği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2011 Cuma

Çivi Albümler - 2: Kâmil Erdem & René Sopa Quartet

    Çivi çiviyi söker tadında ruh sızılarına iyi gelen albümler listesi yapacağımı daha önce yazmış ve PJ Harvey'in White Chalk albümünü bu listede birinci sıraya koymuştum. Bazen sesler, tınılar, melodiler anlamlandırılamayan hislere en iyi ses olurlar ya hani, işte bu şekilde devam edecek bu liste, zamanla.
    Çivi albümler listemde ikinci sırada, iki büyük müzisyen Kâmil Erdem ve René Sopa'nın birlikte kaydettikleri bir albüm yer alıyor: "Kâmil Erdem - René Sopa Quartet".




1- İmroz / Kâmil Erdem
2- Connexion / René Sopa
3- Hicaz Darb / Kâmil Erdem
4- Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına / Kaptanzade Ali Rıza Bey, Düzenleme: Kâmil Erdem
5- Six Huit / René Sopa
6- Çengel / Kâmil Erdem
7- Ballade Pour Ann / René Sopa

Kâmil Erdem / Bas Gitar
René Sopa / Akordeon
Şenova Ülker / Trompet
Erhan Seçkin / Davul


    Bu albüm, denizde dalgalanan bir teknede sakince yol almak gibi... Sabahın, kendini öğleye bırakan güneşi altında, denizde bir salda dalgalarla birlikte sallanmak gibi... Duyguları, sözlere gerek kalmadan güçlü melodilerle sakinleştirmek ve daha ötesi...
    Bu albümden seçtiğim parça, Kaptanzade Ali Rıza Bey'in eseri, "Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına". Kâmil Erdem'in düzenlemesiyle eşsiz bir yorum kazanmış. Bu albüm, denizde dalgalarla sallanan bir sal gibi demiştim ya, işte o dalgaları yaratan René Sopa; onun akordeonu...


26 Ocak 2011 Çarşamba

Nasihat - 3: Hüsnüne Güvenme

    Gecenin bu koyu renklerinde aradığım cevaplar ve gece gibi tüm bıraktıkların... Bir nasihat aradım senden kendime doğru. Kendimden sana verecektim ben onu. Oysa sadece bir tını yeterli birçok şeyi anlatmaya. Bu, benden sana...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Sormadın Halimi Hiç

    Ne zaman olduğunu hatırlamıyorum. Aslında ne zaman olduğunu hatırlamak istemiyorum.
    Ayrılık acısı çekiyordum. Biraz olsun sakinlemek, kafa dağıtmak, belki açılmak, eve döndüğümde o suratsız halimden kurtulmak için Maçka Parkı'nda yürüyüşe çıkmıştım. Yürüyüş fayda etmiyordu. Geçtiğim yolları tekrar geçiyordum fakat faydası yoktu. Müzik dinliyordum, dinlediğim müziklerin de tadı yoktu. Rahatlayamıyordum.
    Sonra iPod’uma “shuffle” komutu verdim ve kayan yıldızlardan fal tutan insanlar gibi ilk çıkan şarkının beni sakinleştirmesini istedim. İşte bu şarkı çalmaya başladı birden. Bu şarkı, hayatımın bir anının soundtracki oluverdi o anda.
    Yürümeyi kestim. Çimenlere oturdum ve bu şarkıyı defalarca dinledim. Dinledim. Dinledim… Sonra sonra, televizyondan hayal meyal hatırladığım bu kadına hayran oldum.
    Hamiyet Yüceses, bana sadece o anı hatırlatmaz. Soğuk kış gecelerinde o içli sesiyle kutsal kitaplardan kutsal tarihler, köklü insanlık hikâyeleri okuyan ilahi sesler gibi bir büyü yaratır bende, sevmediğim o çocuk beni sımsıkı kucaklamak isterim.


20 Ağustos 2010 Cuma

Abu Tâb İle Bu Şeb

    Emel Sayın’ı severim. Hayranlığım yoktur ama severim. Çocukluğumdan kalma kulağımda bir ses; kısaca anısı vardır.
    Annemin plakları arasından mavi gözlü, sarışın, güzel bir kadının plağını alırdım elime; öyle içli içli bakan o kadına ben de saatlerce içli içli bakardım. Annemi bulur, plağı pikaba koymasını isterdim. Nasıl ki resimler, Kur’andan ayetler ve insan için değerli olan, hatıratı olan şeyler bir saygı ifadesi gibi evde üst taraflara yerleştiriliyorsa, pikap da boyumun ulaşamayacağı yerde, bir vitrinin üzerindeydi evde. Annem plağı pikaba koyar ve işine koyulmaya devam ederdi. O plaktan “Kız Sen İstanbul’un Neresindensin?" çalarken, vitrine bir resim gibi konulmuş, oysa amcam tarafından bayram tebriği için gönderilmiş Boğaziçi Köprüsü manzaralı kartpostalı alır, o şarkı eşliğinde o kartpostala saatlerce bakardım. “Yağdır Mevlam Su” çaldığında, plağın kapağındaki o güzel kadın gibi ben de ağlardım.
    Bu şarkı çok sonra yer etti hayatımda. Bu şarkıyı seviyorum.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...